cinarmusti

GÜBRE ÇEŞİTLERİ

13/2/2006 (Kategori: Belirtilmemiş)

GÜBRE ÇEŞİTLERİ


20.20.0 Kompoze Gübre

Tarla yüzeyine uygulanması kolay olan bu kompoze gübrenin 100 kilosunda; 20 kilo saf Azot (N), 20 kilo Fosfor (P2O5) vardır. İçerdiği Azot' un tamamı, Fosfor' un yüzde 90' ından fazlası suda tamamen çözündüğü için bitkiler tarafından kolaylıkla alınır. Ekimden önce ya da ekim sırasında kullanılması uygundur. Kuru ve sulu ziraat koşullarında; buğday, pamuk, bağ, zeytin, sebze, ayçiçeği, patates ve narenciye bitkilerinde başarıyla uygulanmaktadır.


Üre

Çiftçilerimiz arasında "Şeker Gübre" olarak ta bilinen üre. %46 oranında azot içermektedir. Ekimden sonra Mart ayı başlangıcında yapılacak gübrelemede kullanılması uygundur. Üre gübresinin fazla bilinmeyen bir özelliği de uzun süre su ile temas etmediğinde gaz haline geçerek buharlaşmasıdır. Özellikle sulama imkânı bulunmayan kuru tarım alanlarında gübreleme yapılırken topraktaki su miktarı ve hava koşulları göz önünde bulundurulmalıdır.


15.15.15 Kompoze Gübre

Toprağın potas eksikliğini gideren bu gübre, kalitenin önemli olduğu tütün, patates, meyve, bağ, zeytin ve narenciye gibi bitkiler için kullanılmaktadır. Diğer bir potasyumlu gübre Potasyum sülfattır. Yapısında %50 oranında potasyum bulundurur. Bölgemiz topraklarında potasyum eksikliği bulunmadığı için potasyumlu gübrelerin kullanım oranı çok düşüktür.

 


Amonyum Sülfat

Amonyum sülfatlı gübreler, diğer azotlu gübreler gibi bitkinin ihtiyacı olan azotu sağlar. Toprak asitliğini nötrleştirmek için tuzlu veya alkali topraklarda ekim öncesi veya ekim sırasında kullanılması uygundur. Amonyum sülafatlı gübreler toprak bünyesinden çabuk yıkanıp gitmezler. Bu özelliğinden dolayı çeltik tarımında tercih edilmektedirler.


%26 Amonyum Nitrat

Yapısında %26 oranında saf azot bulundurur. Kullanım zamanı ilkbahar olan bu gübrenin, Nisan ayı başında yapılacak olan gübrelemede kullanılması uygundur.


18.46.0 Diamonyum Fosfat (DAP)

Kısaca DAP adı verilen bu gübre yüzde ?8 Amonyum azotu ve yüzde 46 (P2O5) fosfor içermektedir. Bütün bitkiler için kullanılabileceği gibi kuru ziraat yapılan Orta Anadolu ve Geçit Bölgesi hububat alanlarında kullanılması uygundur.


Triple Süper Fosfat

Yapısında %43–46 fosfat bulunur. Sadece fosfor içerdiği için en çok bilinen fosforlu gübredir. Yaptırılan toprak analizleri sonucunda bu gübreye ihtiyaç duyulursa tavsiye edilen oranda ekimden önce toprağa verilip karıştırılması uygundur. Toprağa vermiş olduğumuz fosforun topraktan kaybı mümkün değildir. Bu nedenle toprakları analiz ettirmeden, gereksiz yere fosforlu gübre vermekten ve dolayısıyla gereksiz masraftan kaçınılmalı, üretim girdileri arttırılmamalıdır.


26.13.0 Kompoze Gübre


Yüzde 26 saf Azot ve yüzde 13 (P
2O5) Fosfordan oluşan bu gübre fosfor ihtiyacı daha az olan pamuk bitkisi için ideal bir gübredir.

 


25.5.10 Kompoze Gübre

Yüzde 25 azot, yüzde 5 (P2O5) fosfor ve yüzde 10 potas içermektedir. Özellikle çay ve patates üreticileri için ideal bir gübredir.


12.30.12 Kompoze Gübre

Yüzde 12 azot, yüzde 30 (P2O5) fosfor ve yüzde 12 potas içeren bu gübre şeker pancarı üreticileri için özel olarak üretilmektedir. Azot ve potasyumun tamamı suda çözülebilir, fosforun ise en az yüzde 90' ı suda çözülebilir formdadır.


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

İyi Tarım Uygulamalarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik

13/2/2006 (Kategori: Belirtilmemiş)

İyi Tarım Uygulamalarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik

Yapılmasına Dair Yönetmelik

          MADDE 1 — 8/9/2004 tarihli ve 25577 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İyi Tarım Uygulamalarına İlişkin Yönetmeliğin 4 üncü maddesine aşağıdaki tanım eklenmiştir.

          "y) Kontrol günü: Kontrolör tarafından arazide ve/veya işletmede bir gün içinde yapılan kontrolü,"

          MADDE 2 — Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

          "a) Komite, Bakanlık Müsteşar veya Müsteşar Yardımcısı ya da yetki vereceği kişi Başkanlığında; Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünden 6 kişi, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünden 4 kişi, Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğünden 1 kişi, Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğünden 1 kişi, Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığından 1 kişi ve Dış İlişkiler ve Avrupa Topluluğu Koordinasyon Dairesi Başkanlığından 1 kişi olmak üzere toplam 15 kişiden oluşur. Ayrıca, ihtiyaç duyulması halinde konunun uzmanı teknik görevliler veya kuruluşları tarafından görevlendirilecek personelin görüşlerinden yararlanılabilir. İTUK sekreteryası, Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü tarafından yürütülür."

          "d) Komite, üye tam sayısının en az yarıdan bir fazlası ile toplanır. Kararlar toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır."

          MADDE 3 — Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki (e), (f), (g) ve (h) bentleri eklenmiştir.

          "d) İTU kriterlerine göre üretim faaliyeti için uygulanan her türlü kontrol ve sertifikalandırma işlemleri Bakanlıkça yetkilendirilmiş kuruluşlarca yapılır. İTUK, yetkilendirilmiş kuruluşlardan; her türlü üreticiye, üretici birliğine, müteşebbise, kooperatife ya da tüzel kişilere, ürüne, üretime, kontrol işlemine, sertifikasyon işlemine, kuruluşun kendisine, çalışanına ve menşeine dair her türlü bilgi ve belgeleri istediği zaman talep edebilir."

          "e) Kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşları, kontrol ve sertifikasyon kriterlerini, izlenebilirlik ve yaptırımlara ait bilgileri de içeren bir kalite el kitabı hazırlayarak Bakanlığa bildirir. Bu kitapçık Bakanlık tarafından incelenir ve uygun olmayan kısımlar düzelttirilir.

          f) Kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşu, İTU’a ilişkin kontrol kriterlerini yerine getirebilmek için;

          1) Kontrol planını hazırlar ve her kontrol döneminde en az bir defa kontrol yapar.

          2) Üretim alanını yerinde kontrol eder.

          3) Kontrol raporunu hazırlar ve rapor tarihinden itibaren en geç 1 ay içerisinde bilgi için faaliyet gösterdikleri ildeki Tarım İl Müdürlüğüne verir. Tarım İl Müdürlükleri kontrol raporlarının özetini Bakanlığa bildirir.

          g) Yetkilendirilmiş kuruluşlar, yapmış oldukları yıllık faaliyetleriyle ilgili; üretici, üretici birliği, müteşebbis, kooperatifler ya da benzer tüzel kişilere ait ürün, sertifika, kontrol, üretim, ihracat, çalışan personelin durumu, cezai işlemler gibi tüm bilgileri, takip eden yılın en geç 31 Ocak tarihine kadar Bakanlığa bildirir.

          h) Yetkilendirilmiş kuruluşlar, tespit ettikleri her türlü aykırılıklar ile ilgili bilgi ve belgeleri, uygun gördükleri yaptırım işlemini de içeren bir raporu en geç 20 gün içinde Bakanlığa bildirirler. Yaptırımlarla ilgili itirazlar Bakanlığa yapılır."

          MADDE 4 — Aynı Yönetmeliğin Üçüncü Bölümüne 10 uncu maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki 11, 12, 13, 14, 15 ve 16 ncı maddeler eklenmiş ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.

          "Yetkilendirilmiş Kuruluşlarda Aranan Şartlar, Çalışma İzni ve İstenen Belgeler

          Madde 11 — Yetkilendirilmiş kuruluşlarda aranan şartlar, çalışma izni ve istenen belgeler aşağıda belirtilmiştir.

          a) Yetkilendirilmiş kuruluşlarda aranan şartlar;

          1) Bakanlık tarafından izin verilecek yerli veya yabancı yetkilendirilmiş kuruluşun Türkiye bürosu temsilcisinin veya yardımcısının T.C. vatandaşı olması zorunludur. Yerli ve yabancı kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşlarının Türkiye bürosunda veya şubelerinde çalışan T.C. vatandaşı kontrolör ve diğer personel sayısı toplam personelin 2/3’ünden az olamaz.

          2) Yetkilendirilmiş yerli veya yabancı kuruluşların temsilcisi tercihen, üretim dalı ile ilgili olarak Ziraat Mühendisi, Gıda Mühendisi, Su Ürünleri Mühendisi veya Veteriner Hekim olur.

          3) Kontrol ve sertifikasyon işlemleri aynı kuruluş tarafından yapılabilir, fakat ayrı ayrı izin verilir.

          4) Yetkilendirilmiş kuruluş yöneticileri, ortakları, kontrolörleri ve çalışanları, o kuruluş adına kodlandığından, başka bir yetkilendirilmiş kuruluşta herhangi bir görev alamazlar.

          5) Kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşlarındaki kontrolörlerin sayısı, kuruluşun proje sayısı, kontrol edilecek işletme, üretim alanları ve benzeri için yeterli olmalıdır. Bir yıl içerisinde her bir kontrolör maksimum 90 kontrol günü çalışır. Yetkilendirilmiş kuruluş her 90 kontrol günü için bir kontrolör çalıştırmak zorundadır. Yetkilendirilmiş kuruluşlarda çalışan kontrolörlerin yeterlilik sayısı Sosyal Sigorta Kurumu Aylık Pirim Hizmet Belgesiyle Bakanlığa ispat edilir ve Bakanlıktan onay alınır.

          6) Yetkilendirilmiş kuruluşların yöneticileri, ortakları, kontrolörleri ve çalışanları ticari olarak İTU faaliyetinde bulunmaları durumunda kontrol ve/veya sertifikasyon işlemleri kendi kuruluşları tarafından yapılamaz.

          b) Yetkilendirilmiş kuruluşların çalışma izni ve istenen belgeler;

          1) Yetkilendirilmiş kuruluş tüzel kişilik ise en az Limited Şirket olur ve yabancı bir kuruluşun Türkiye temsilciliği veya irtibat bürosu ise tüm yasal izin işlemlerini tamamlar.

          2) Yetkilendirilmiş kuruluşun İTU konusundaki tecrübe ve yeterliğini gösteren Türk veya yabancı akreditasyon kurumlarından alınan belgeler,

          3) Yetkilendirilmiş kuruluşun yer ve organizasyon tanımlamalarına dair belgeler;

          Adı, yeri, adresi ve var ise logosuna ait belgeler,

          Kuruluş sahibi, ortakları, temsilcileri ve kontrolörlerine ait kimlik belgelerinin onaylı sureti,

          Kuruluş sahibi, ortakları, temsilcileri ve kontrolörlerine ait eğitim belgelerinin noter onaylı sureti,

          Ticaret Sicil Gazetesi,

          Çalışanların görev tanımları ve sigorta belgeleridir.

          4) Kuruluşun çalışma alanı ve çalışma sistemine dair bu Yönetmelikte belirtilen tüm belgeler,

          5) Uygulayacağı kontrol ve/veya sertifikasyon yöntemlerini içeren belgelerdir.

          Yetkilendirilmiş Kuruluşun Şube Açması

          Madde 12 — Yetkilendirilmiş Kuruluşun şube açma şartları aşağıda belirtilmiştir.

          a) Yetkilendirilmiş kuruluşlar gerekli gördükleri durumlarda şubeler açabilir ve bunlar vasıtasıyla da faaliyet gösterebilirler.

          b) Yetkilendirilmiş kuruluşların açacakları şube sayısında sınırlama yoktur.

          c) Her şube için 11 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi hükümleri uygulanır.

          d) Her şubede en az bir kontrolör bulundurulur. Kontrolör sayısı şubenin iş hacmine göre, 11 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendine göre düzenlenir.

          e) Yetkilendirilmiş kuruluşlar şubenin yaptığı tüm işlemlerden sorumludur.

          Yetkilendirilmiş Kuruluşun Çalışma İzninin Askıya Alınması veya İptali

          Madde 13 — Yetkilendirilmiş kuruluşun çalışma izninin askıya alınması ve iptalini gerektiren durumlar aşağıda belirtilmiştir.

          a) Yönetmeliğin yetkilendirilmiş kuruluşlarla ilgili maddelerine uyulmaması durumlarında, Bakanlık tarafından yapılacak inceleme sonucunda uyarı cezası verilir. Gerekli durumlarda Bakanlık yerinde kontroller yapar ve belgeleri inceler. Bu inceleme esnasında kuruluşun kontrol ve/veya sertifikasyon iznini askıya alabilir. İki kez uyarı cezası alması halinde yetkilendirilmiş kuruluşun çalışma izni Bakanlık tarafından iptal edilir.

          b) Sözleşme yaptığı müteşebbislere karşı sözleşmede belirtilen ve yürürlükteki İTU ile ilgili mevzuatlara aykırı uygulamalar yapması durumunda, gerekli inceleme yapıldıktan sonra bu maddenin (a) bendindeki yaptırımlar uygulanır.

          Üreticilerin, Üretici Birliklerinin, Müteşebbislerin, Kooperatiflerin ya da Benzer Tüzel Kişilerin Uygulamaları

          Madde 14 — Üreticilerin, üretici birliklerinin, müteşebbislerin, kooperatiflerin ya da benzer tüzel kişilerin uygulamaları aşağıda belirtilmiştir.

          a) Yetkilendirilmiş kuruluş ile üreticiler, üretici birlikleri, müteşebbisler, kooperatifler ya da benzer tüzel kişiler arasında bir sözleşme yapılır.

          b) Üreticiler, üretici birlikleri, müteşebbislere, kooperatiflere ya da benzer tüzel kişilere yaptırımlar, yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından uygulanır.

          c) Yetkilendirilmiş kuruluşlar ile sözleşme yaptığı üretici, üretici birlikleri, müteşebbis, kooperatifler ya da benzer tüzel kişiler arasında gerekli hallerde başvurulması maksadıyla bir mahkeme yerinin belirlenmesi zorunludur. Bu yer üretim bölgesi içerisinde olmalı ve sözleşmede belirtilmelidir.

          Kontrolörlerde Aranacak Şartlar, Görev, Yetki, Çalışma Usul ve Esasları

          Madde 15 — Kontrolörlerde aranacak şartlar, görev, yetki, çalışma usul ve esasları aşağıda belirtilmiştir.

          a) İTU konusunda bilgi ve deneyim sahibi olduğunu gösterir resmi belgeye veya konu ile ilgili yüksek lisans diplomasına veya konu ile ilgili doktora diplomasına veya bakanlıkça açılacak veya açtırılacak kontrolörlük eğitimi aldığına dair resmi bir belgeye sahip olmak,

          b) Kuruluşun faaliyet alanı ile ilgili olarak Ziraat Mühendisi, Gıda Mühendisi, Su Ürünleri Mühendisi veya Veteriner Hekim olmak. Kontrolörler lisans eğitimi aldıkları konu dışında kontrol hizmeti veremezler.

          c) Aynı yıl içerisinde yalnız bir yetkilendirilmiş kuruluş adına çalışabilir ve aynı kuruluşun farklı şubelerinde görev alamazlar.

          d) Kontrolörlerin çalışma yetkisi, Bakanlık tarafından kişiye verilir.

          e) Bakanlıktan alınacak yetki belgesiyle çalışırlar. Kontrolöre, Bakanlıkça verilecek yetki resmi yazı ile bildirilir.

          f) Yaptıkları kontrolle ilgili rapor tutmak, bu raporları imzalamak ve kontrol veya kontrol ve sertifikasyon kuruluşuna kontrolü takip eden on gün içinde teslim etmek zorundadır.

          g) Bakanlık, kontrolörün İTU kriterlerini uygulamadığını ve yetersizliğini tespit ettiğinde kontrolör belgesini geçici veya süresiz olarak iptal edebilir.

          h) Kontrolör olarak çalışanlar sertifiker biriminde çalışamazlar.

          Sertifikerlerde Aranacak Şartlar, Görev, Yetki, Çalışma Usul ve Esasları

          Madde 16 — Sertifikerlerde aranacak şartlar, görev, yetki, çalışma usul ve esasları aşağıda belirtilmiştir.

          a) Kuruluşun faaliyet alanı ile ilgili olarak 4 yıllık yüksek öğrenim mezunu olmak.

          b) İTU konusunda bir yıllık bilgi ve deneyim sahibi olmak.

          c) Sertifikerler yalnız bir yetkilendirilmiş kuruluş adına çalışabilir.

          d) Sertifiker olarak çalışanlar kontrol biriminde çalışamazlar.

          e) Bakanlık tarafından verilen yetki belgesiyle çalışırlar. Sertifikerlere, Bakanlıkça verilecek yetki resmi yazı ile bildirilir.

          f) Bakanlık, sertifikerlerin İTU kriterlerini uygulamadığını ve yetersizliğini tespit ettiğinde sertifiker belgesini geçici veya süresiz olarak iptal edebilir."

          Yürürlük

          MADDE 5 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

          Yürütme

          MADDE 6 — Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Köyişleri Bakanı yürütür.

 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

DANİMARKALI’LARA İTHAF

10/2/2006 (Kategori: Belirtilmemiş)

Mustafa ÇINAR adlı bir arkadaşımız Danimarkalı'lara İthaf bir şiir yazmış sizlerle paylaşmak istedim. 
 
DANİMARKALI’LARA İTHAF

DANİMARKALI’LARA İTHAF Şiirini Yazdır  DANİMARKALI’LARA İTHAF Şiirini Arkadaşına Gönder

Adalete hasret ulusların akan gözyaşlarından
Şanlı bir tarih yazdık can kalemiyle can hokkasından;
Tekbir sadasıyla kırdık zincirleri tam ortasından…
Hak’ka meftunuz;aldık gücümüzü Haksofrasından……

Öyle bir ulusuz ki,peygamber kutlamıştı ırkımızı
Kutlu sözleriyle anlatmıştı yaratılış farkımızı..
İman,Kur’an,vatan,bayrak;kan olmuştu damarlarımızda
Ömer, Osman, Ali, Hamza; yalın kılıçtı saflarımızda…

Bizans’ta Çanakkale’de Hak bayrak oldu Mehmedimize
Sakarya’da Kosova’da iman toprak oldu yiğidimize,
Allah yolunda şehadet cennet müjdesidir hepimize;
Şehadet arzumuzdur;Kur’an kefen olur bedenimize….

Güneş doğduğu süre devletim ebedi müddet sürecek
İnancım ”Allah bir”elde bayrak mahşere kadargidecek
Ey genç ! Yaşadığın ömrün değerini bil birgün bitecek
Düşün; ardından gelen evladın sana dua mı edecek ?
Mustafa Çınar

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

HER DERDE DEVA BİTKİLER

9/2/2006 (Kategori: Belirtilmemiş)

HER DERDE DEVA BİTKİLER

ADAÇAYI: Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Göğsü yumuşatır. Astım hastaları için yararlıdır.

AHUDUDU: Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir.

ANASON: Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı ve yemeklere karşı duyulan tiksintiyi giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İdrarı arttırır. Öte yandan kusmayı ve ishali keser.

ASMA: Yaprakları ile yapılan ilaçlar kanamayı durdurur. Vücuda kuvvet verir. Sarılığı keser. İshali durdurur.

AVOKADO: Çok kalorili olmasına rağmen içerdiği Glutathion süper bir hücre koruyucusudur, çünkü en iyi antioksidanttır. Antioksidantlar hücrelerin yaşlanmasını yavaşlatırlar ve kanseri önlerler. Tüm meyveler arasında protein bakımından en zengin olanıdır. Bol miktarda E vitamini de içerir. Bu vitamin kalp ve deriyi koruyarak dolaşımı düzene sokar. Ayrıca potasyum ve B6 vitamini de içerir. Kadınlar açısından çok gereklidir.

AYRIKOTU: İdrar söktürür. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Buralardaki iltihapları da giderir.

AYVA: İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. İnce bağırsak iltihabını giderir. Kanı temizler. Çarpıntıyı dindirir.

BADEM: Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.

BAKLA: İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.  

BAMYA
Halsizliğe karşı bire bir. 100 gram bamya günlük magnezyum (hücrelerin enerji depolamasına yarayan madde) ihtiyacımızın üçte birini ve yüzde 10'dan daha fazla miktarda ise günlük demir (akyuvarların vücut içinde oksijen taşımasını sağlıyor) ihtiyacımızı karşılıyor.

 

BEZELYE: Taze ve donmuş olarak kullanılabilen bezelye B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir.

BİBER: Mideyi kuvvetlendirir. İştahı açar ve hazmı kolaylaştırır. Kanamaları önler.

BROKOLİ: Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler.Göğüs kanserine ve spinabifida hastalığına karşı etkili. Brokoli bol miktarda, göğüs kanseri riskini azaltan 'indole' adlı bir madde içeriyor. İndole, göğüs kanserine neden olan östrojen bozukluklarını engelliyor. Ayrıca brokolinin diğer bir özelliği de, spinabifida hastalığını (doğuştan belkemiğinde son omurun kapanmamış olması) önlemesi.

BUĞDAY: Lifli gıdalar sağlıklı bir beslenmenin temelidir. Buğdayın dış kabuklarından elde edilen kepek de, genellikle mısır gevreği türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli buğday unundan yapılan kurabiye vb. bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Buğday tanesinin özü olağanüstü besleyicidir. Vücudun özümsediği kalsiyum, demir ve çinko burada depolanır. Besin değeri, potansiyel olarak yulaf ve mısırdan daha yüksek olan buğday, bağırsak ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama, yulaf ve mısıra kıyasla sindirimi biraz daha zordur.

CEVİZ AĞACI: Yaprakları ve kabuklarıyla hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır.

ÇAMFISTIĞI: Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.

ÇEMEN: Balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir.

ÇİLEK: Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor.  Çilek C vitamini ihtiyacını karşılar. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar. Diyabetli hastalar, çileğe şeker ilave etmemek şaartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler.

ÇÖREKOTU: İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa baş ağrısını keser.

DEFNE: Terletir, ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar ve adet söktürür. İştah açar. Sinir ağrılarını dindirir.

DENİZ KADAYIFI: Solunum ve hazım sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak da kullanılır.  

DENİZ YOSUNU
Metabolizmanın işleyişini hızlandırıyor. Troid hormonundaki dengesizlikleri engellen maddelir içeren su yosunu, metabolizmayı hızlandırıyor. Ayrıca, B vitamini, kalsiyum ve çinko içeren yosun; deriye, tırnaklara ve saça karşı etkili.

  DEVEDİKENİ: Ateş düşürür. Terletir ve vücuda rahatlık verir.

  DOMATES: Kanserden koruyucu ve yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı bir sebze. C ve E vitaminleri içerir. Domates zengin bir potasyum kaynağıdır ve çok az miktarda tuz bulunur. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve vücudun su tutmasını engeller. Kalp hastalıklarına ve prostat kanserine karşı etkili. 'Beta karotin'e yakın olan likopen içeriyor. Likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan maddeler arasında yer alıyor. Araştırmalar domatesin prostat kanseri riskini azalttığını gösterdi. Haftada en az iki kez domates yiyen erkeklerin, diğerlerine oranla prostat kanserine yakalanma riskleri az

DUT: Beyaz dut yaprakları idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak solucanlarını söktürür.

EBEGÜMECİ: Göğsü yumuşatır. Öksürük keser. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Dişeti hastalıklarını tedavi eder.

ELMA: Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar. İki elma yerseniz, kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür. Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır.

ENGİNAR: Kandaki üre ve kolesterolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Böbrekteki kumların dökülmesine yardımcı olur.

FESLEĞEN: Öksürüğü keser. Baş dönmesini durdurur. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder. Fesleğen kokusu, sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratları kaçırır.

FINDIK: Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar.

GELİNCİK: Nefes darlığı, astım ve bronşitte rahatlık verir. Kan tükürme ve kusmayı önler. Yanıkları iyileştirir.

GREYFURT: C vitamini bakımından çok zengindir. Yarım greyfurt günlük C vitamini ihtiyacının yüzde altmışını sağlar. Kolesterol oranını düşüren pektin maddesi bulunur. Kansere karşı koruyucu özellik taşır. İştah açar.

HATMİ: Ağız, boğaz ve dişeti iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak iltihaplarını giderir.

HAVUÇ: Haftada beş kere yendiği takdirde Harvard'ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor. Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığı görülmüştür. Her gün yenen bir havuç da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Mide ve bağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür, ülserdeki şikayetleri giderir.  
Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Beta karotin (kansere neden olan serbest radikallari durduruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor) içeren havucun en büyük özelliklerinden biri içerdiği bu maddenin cildin kurumasını engelleyen A vitaminine dönüşebilmesi. .

ISIRGAN: Dıştan tatbik edildiği zaman iç organlarda biriken kanı çeker. Burun kanamalarını keser. Balgam söktürür.

ISPANAK: Kalp hastalıklarına, felce, yüksek tansiyona, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere, hatta psişik rahatsızlıklara karşı da etkili bir sebze. Göz hastalıklarına ve derideki lekelenmelere karşı etkili. Ispanak içerdiği iki kimyasal madde sayesinde görme bozukluklarına karşı etkili. Haftada 6 kez ıspanak yiyenlerin yüzde 86 oranında yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan derideki lekelenmeler gibi bir sorunlarının olmayacağını gösteriyor. Ayrıca yaşla birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarına karşı da etkili. Bir porsiyon ıspanak, günlük demir ihtiyacımızın onda birini karşılıyor.

İNCİR: Bağırsakları yumuşatır. Kabızlığı giderir. Bronşit, öksürük ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Enerji verir.

KARANFİL: Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Sinirleri uyarır. Hazmı kolaylaştırır. Koku giderir. İştah açar.

KEKİK: Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. Kalp çarpıntısını keser. Bağırsak iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Kandaki şeker miktarını azaltır.  

KIRMIZI BİBER: Bulaşıcı hastalıklara karşı etkili. Vücudun özellikle bulaşıcı hastalıklara karşı olan direncini artırıyor. Portakaldan daha fazla miktarda C vitamini içeren bu sebze, aynı zamanda içerdiği beta karotin ile bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. 

KINAKINA: Ateş düşürür. Sıtmayı tedavi eder. Tifoda faydalıdır. İştah açar. Cilt kaşıntılarında faydalıdır.  

KİRAZ: Aspirin yerine kiraz. Kiraz yemek ağrıların dindirilmesinde aspirinden çok daha etkili oluyor. Michigan eyaletinde yaşayanlar, bu yörede çok yetiştiğinden, bol bol kiraz yiyorlar. Kimileri bu meyvenin gut ve mafsal iltihabından kaynaklanan ağrılara birebir olduğunu ileri sürüyor.

Michigan Eyalet Üniversitesi'nden Muraleedharan Nair kirazda bulunan ve ''antosiyanin'' olarak bilinen kırmızı renkteki kimyasalların bu etkiyi yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Nair ve ekibi genelde uygulanana deneylerden yararlanarak söz konusu belişimlerin aspirin ve ibuprofen gibi ağrı kesicilerde bulunan enzimleri içerip içermediğini araştırdı. Ardından kimyasalların serbest radikallerin zararlı etkilerini yok edici özelliklerini inceleyerek bunları vitaminlerle karşılaştırdı. Sonuçta, 20 kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu görüldü. Kirazda bulunan antosiyanin maddesinin E ve Ca vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yarattığına da tanık olundu. Nair'e göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla özdeş etki yaratıyor. Nair kirazdaki antosiyaninin tablete dönüştürülmesine çalışıyor.

KİVİ: Bir kivide, bir portakalda olan C vitamininin iki katı vardır. Potasyum bakımından da zengindirler. Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler.

KUŞBURNU: Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.  

KUŞKONMAZ: Hazımsızlığa karşı etkili. Antitoksit maddeler içeren bu sebze böbreği toksinlerden arıtıyor ve besinlerin hazmedilmesini kolaylaştırıyor. 

LAHANA: Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum içerir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astıma faydalıdır. Bağırsak kanserine karşı etkili. Lahana kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal bir madde (isotiocyanates) içeriyor. ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, haftada bir gün lahana yiyenlerin bağırsak kanseri olma riskleri üçte iki oranında azalıyor.

MAYDANOZ: Bir demir deposudur. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum ve A vitamini vardır. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar. Böbrekleri çalıştırarak idrar getirir, kan şekerini normal seviyede tutar ve kansere karşı da koruyucudur.  

MANTAR: Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Özellikle Çinliler'in ilaç niyetine yedikleri bu sebze, bünyeyi hastalıklara karşı koruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. 

MARUL: Kemik erimesine karşı etkili. Sütten bile daha fazla kalsiyum içeren bu sebze, kemikleri güçlendirmesi açısından bir numara. 100 gramında, küçük bir bardak sütün içinde bulunan kalsiyumdan daha fazlasına sahip. Bu miktar günlük kalsiyum ihtiyacının dörtte birine tekabül ediyor. 

MELEKOTU: Kan dolaşımını düzenler. Terletir. Kurutulmuş melekotu dövülüp başa sürülecek olursa bitleri öldürür. Astım nöbetlerine faydalıdır.

MEYANKÖKÜ: Grip, nezle, anjin ve nefes darlığına faydalıdır. Öksürük ve balgam söktürür. Yüksek tansiyonu düşürür.

MISIR: Yüzde 18.3 gibi yüksek oranda lif içeriyor. Mısırın içeriğindeki yüksek karbonhidrat, enerji seviyenizi yükseltir. İçinde protein, kalsiyum, demir, fosfor, A ve B2 vitaminleri bulunur.

MUZ: Folik asit, potasyum ve B6 vitamini bakımından son derece zengin bir meyvedir. Potasyum krampları önler. Adet sancılarını gidermeye birebirdir.

NAR: Vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Burun poliplerine faydalıdır. Şerit düşürür. Kalbi kuvvetlendirir. Mide, bağırsak hastalığı olanlar, küçük çocuklar ve hamileler fazla kullanmamalıdır.

NOHUT: Vücudu kuvvetlendirir. Anne sütünü arttırır.

ÖKSEOTU: Kalbin atışlarını arttırır. Damar kireçlenmelerinde faydalıdır. Sara ve akciğer kanamalarında kullanılır.

PATATES: Kızarmış yemezseniz kilo aldırmaz. Sindirimi kolaylaştırır, kabızlığı önler. Yorgunluğa karşı birebirdir. Bol miktarda C vitamini ve protein içerir.Halsizliğe karşı etkili. Vücuda enerji veren madde olan karbonhidrat içeren patates, C ve E vitaminleri ve beta karotin açısından en zengini.

PIRASA: İdrar söktürür. Mide rahatsızlığına iyi gelir. Kabızlığı giderir. Basur memeleri için faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur.

PORTAKAL: Antioksidantlar ile dolu bir meyve. Kanseri önleyici olarak bilinen bütün maddeleri içeriyor. Ayrıca bol miktarda C vitamini içeriyor.

SALATALIK: Salatalığın kendisi ya da suyu cildimizi bir tonik kadar temizler. Salatalık kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır.  
Kalp hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı etkili. Kükürt içeriyor ve bu madde vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırdığı gibi, kolestrolü de düşürüyor. 

SALEP: Öksürük ve bronşite faydalıdır. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Zihni çalıştırma gücünü arttırır.

SOĞAN VE SARIMSAK: Yüksek tansiyon ve kalp hastalığı tehlikesini azaltırlar. Soğan, mide kanserine yakalanma riskini; sarımsak da bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltıyor. Sarımsağın mayasında bulunan maddeler hücrelerin zarar görmesini önleyerek, vücudu erken yaşlanmaya karşı koruyor. Antibiyotik ve nefes darlığını gideren bileşimler içeren sarımsak bağışıklık sistemini de kuvvetlendiriyor. Kalbe ve alerjik hastalıklara karşı etkili. Soğan içerdiği kimyasal maddelerle kalbimizi güçlendiriyor ve alerjik reaksiyonları engelliyor. Newcastle'da yapılan araştırmalar, düzenli bir şekilde soğan yiyenlerin damarlarının tıkanma riskinin azaldığını gösteriyor. 

SOYA: Uzun yaşamak isteyen herkes mutlaka soya tüketmelidir. Soya, içerisinde östrojen hormonuna benzer işlev gören ve bu hormonun etkilerini sulandıran bir madde içerir ve buda kadın bünyesi için son derece yararlıdır. Çünkü, hücre yenilenmesini hızlandıran östrojen hormonunun aşırı üretimi, göğüs, rahim ve boyun kanserine yakalanma riskini çok arttırır.

TARÇIN: Ruhi sıkıntıları giderir. Sürmenajda faydalıdır. Kalbi kuvvetlendirir. İştah açar, hazmı kolaylaştırır.

TERE: İştah açar. Hazmı kolaylaştırır. Bronşları temizler, öksürük söktürür. İdrar söktürür, böbrekleri ve idrar yollarını temizler. Kanser, anemi ve lif hastalıklarına karşı etkili. Tere kanserle savaşan sebzelerin arasında olduğu gibi aynı zamanda en fazla kalsiyum, demir ve folik asit içerenlerin başında geeliyor. Tere gibi yeşil sebzeler yiyen kadınların, life ilişkin hastalıklara yakalanma riskleri daha az.

TON BALIĞI: Çok yağlı olmasına rağmen Omega-3 adlı önemli bir yağ asiti içerir. Bu madde, yüksek tansiyon, kalp çarpıntısı ve şiddetli migren ağrılarına iyi gelir. Ayrıca cilt kuruluğunu ve egzamayı tedavi eder. Ancak taze olarak yenmelidir. Konserve olarak satılan ton balığı yüksek D vitaminin içermekle birlikte Omega-3 yağ asitinden yoksundur.

TURP: Böbreklerdeki mikropları öldürür. Kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer şişliğini indirir. Sarılıkta faydalıdır. Safra taşlarının düşürülmesine yardımcıdır. Romatizma, siyatik astım ve bronşite faydalıdır.

ÜZÜM: Üzümde bilinen 20 antioksidant var, siyah üzüm ise yeşil üzümden fazlasını içeriyor. Kan yapar, kanı temizler. Yüksek tansiyonu düşürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Besleyicidir.

VİŞNE: İshali keser. Ateşi düşürür. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir.

YENİBAHAR: Damar sertliğini önler. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını giderir.

YOĞURT: Vücudun çeşitli organlarında bulunan bakterilerden bağırsakta barınanları, sindirim sisteminin düzenli çalışması açısından önemlidir. Bu bakteriler, enfeksiyonların ve bulaşıcı bir hastalık geçirirken almak zorunda kaldığımız antibiyotiklerin saldırısına uğrayabilir. Bu da sindirim sistemini harap eder. Yoğurt bu sorunu çözer, azalan bakteri miktarını normal seviyesine getirir ve enfeksiyonları hem önler, hem de onlarla mücadele eder. Bağışıklık sistemini de canlandırır. Kalsiyum oranı sütten fazla olan yoğurdun, protein oranı süte eşittir.

YULAF: Çocukların hazım güçlüklerini giderir. Bedeni ve ruhi yorgunlukları giderir. Kandaki şeker miktarını azaltır.

YERALMASI: Şeker hastaları için faydalıdır. Besleyicidir. Vücudun direncini arttırır. Kabızlığı giderir.

ZENCEFİL: İştah açar. Kusmayı önler. Bağırsak bozukluklarını giderir.

ZEYTİN: Zeytinyağı, safrayı artırır. Karaciğeri çalıştırır. Karaciğer ağrılarını keser. Sarılıkta faydalıdır. Yaprak ve kabukları yüksek tansiyonu düşürür. Kandaki şeker miktarını düşürür. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.

DENİZ YOSUNU: Metabolizmanın işleyişini hızlandırıyor. Troid hormonundaki dengesizlikleri engellen maddelir içeren su yosunu, metabolizmayı hızlandırıyor. Ayrıca, B vitamini, kalsiyum ve çinko içeren yosun; deriye, tırnaklara ve saça karşı etkili.

 
HASTALIKLAR VE BİTKİLERLE TEDAVİLERİ

AĞIZ YARALARI

Sirke ve susam yağı karışımı ile gargara yapılabilir

Birer çorba kaşığı böğürtlen yaprağı, hunnap, mercimek ve sinirli yapraktan oluşan karışımı kaynatıp, ılıkken gargara yapabilirsiniz.

Kuru üzüm, anason ve balı aynı ölçüde karıştırıp, yaraların üzerine sürebilirsiniz.

Bol kekik çiğneyin.

AKCİĞER RAHATSIZLIKLARI

Isırgan tohumu, karabiber, mürsafi, bal ve hardal eşit miktarda karıştırılır ve sabah akşam birer çorba kaşığı yenir.

ALERJİ

100gr. ısırgan otu + 100gr. kırkkilit otu karışımını çay gibi demleyip, günde 3 çay bardağı içmek ve bu tedaviye en az 20 gün devam etmek gerekir.

Şahtere otu çay gibi demlenip, sabah akşam 1 su bardağı içilebilir.

Birer çorba kaşığı Acı yonga ve Ravend çini, demlenip sabah akşam birer bardak içilir.

Kaşınan bölgeye Oğulotunu haşlayıp ezerek koyarsanız kaşıntı geçer.

APANDİSİT

Bu hastalığı önleyici en etkili şey, Böğürtlen çayıdır.

ARPACIK

1 çay bardağı sıcak suya bir tutam papatya konur ve bir müddet sonra süzülerek bununla göze masaj yapılır. Bu tedavi 2 saatte bir, 5-10 dakika tekrarlanır.

ASTIM

1 lt. suya 1 tutam Mersin yaprağı veya ısırgan konur ve 10 dk. kaynatılıp demle-
nir ve süzülür. Günde 8-10 çay bardağı, şekersiz olarak içilir.

1 lt.sıcak suya 5 yemek kaşığı Isırgan otu konur, 5 dk. sonra süzüp günde 8-10 bardak şekersiz içilir.

BADEMCİK

Kekik gargarası çok etkilidir.

Balık yağı içirilmelidir.

BASUR

Zulumba ve Üzerlik tohumu eşit oranlarda katıştırılıp, sabahları aç karnına 1 çay kaşığı yenir.

BAŞ AĞRISI

Baş ağrısının pekçok sebebi olabilir. Etkili tedavi için bu sebepleri ortadan kaldır-
mak gerekir.

1 bardak sıcak suya birer tutam lavanta, papatya, nane, biberiye ve kekik konur,
5 dk. sonra süzerek günde 2-4 bardak içilir.

BÖBREK VE MESANE TAŞI

1 lt. suya birer tutam Kırkkilit otu, Mısır püskülü ve Kiraz sapı konur, 5 dk. kay-
natılır ve süzerek günde 2-4 bardak içilir.

Ağrıyı dindirmek içinse; 1 lt. suya birer tutam Keten tohumu ve Meyan kökü ko-
nur, 15 dk. kaynatılıp süzülür ve günde 3-4 bardak, aç karnına içilir.

CİLT HASTALIKLARI

80g. ravent çini, 1kg bal ile karıştırılarak günde 3 öğün aç karnına 1 tatlı kaşığı yenir.

DAMAR TIKANIKLIĞI

250g.Hayıt tohumu, 6lt suda yarım saat kaynatılır ve günde 3 öğün, aç karna, bir çay bardağı içilir. ( Tansiyon düşürücü etkisi vardır. )

DUDAK ÇATLAMASI

Balmumu ve gülyağı birlikte eritilerek çatlaklara sürülür.

Susam yağı da iyi bir koruyucudur.

ERGENLİK SİVİLCELERİ

Şap ve nar kabuğunu sirkeli suda kaynatıp bu su ile sivilceleri silmek yararlıdır.

GASTRİT

Hergün kahvaltıdan önce 1 çay kaşığının dörtte biri oranında Hardal tohumunu, ılık su ile içmek ve bu tedaviyi 20 günlük kür halinde yapmak faydalıdır.

GUATR

Tere tohumu, nöbet şekeri veya bal ile eşit oranlarda karıştırılıp yenir.

Deniz süngeri kurtulup toz haline getirilir ve balla karıştırılarak yenir.

KALP KRİZİ

Ökseotu çayı, Melisa çayı ve Adaçayı içmek kap krizini önleyici etkiye sahiptir. Ayrıca Civanperçemi, Atkuyruğu ve kekik oturma banyoları da yararlıdır.

KANSIZLIK

50g. Kınakına, 1kg siyah kuru üzüm ve 1/2kg Mürdüm eriği ile, 3lt suda bir müddet kaynatılır ve günde 3 öğün içilir.

KAS ERİMESİ

Günde 3-4 bardak Aslanpençesi çayı yudum yudum içilmelidir.

KEMİK ERİMESİ

Günde 3-4 bardak Civanperçemi çayı yudum yudum içilmelidir.

KİREÇLENME

400g. Ardıç tohumu, 1kg bal ile karıştırılır ve bu karışımdan, günde 3 öğün, aç karnına, 1 tatlı kaşığı yenir.

NEFES DARLIĞI

Bir miktar Deniz kadayıfı, toz haline getirilir. Ihlamur içine 1 çay kaşığı oranında katılarak kaynatılıp içilir.

ÖKSÜRÜK

Günde 20g.'dan fazla olmamak kaydıyla, Defne tohumu bal ile karıştırılıp yenir.

100g. toz zencefil ve 100g. toz zerdeçal 1kg bal ile karıştırılarak günde 3 öğün aç karna, 1 tatlı kaşığı yenir.

PROSTAT

100g. Eğir kökü, 5lt suda, 2.5lt kalıncaya dek kaynatılır. Günde 3 öğün, yemeklerden yarım saat önce, 1 çay bardağı içilir.
Aynı miktarda Kereviz tohumu da aynı şekilde hazırlanarak günde 3 öğün, yemeklerden 15dk. önce, 1 çay bardağı içilir.

ROMATİZMA

Hardal tohumu dövülüp, bal ile karıştırılarak yenir. Ayrıca, ağrılı bölgeye sürülür.

Aşağıdaki yağlar belli oranlarda karıştırılıp ağrılı bölgeye tatbik edilir ;
Pelesenk yağı : 100g. Kekik yağı      : 70g. Alabalık yağı  : 50g. Karanfil yağı  : 25g.

SEDEF HASTALIĞI

50g. Isırganotu, 50g. Şahtereotu ve 50g. Civanperçemi 1 lt. sıcak suda 15 dakika bekletilip süzülür ve günde 3-4 bardak içilir.

ŞEKER HASTALIĞI

1 lt. sıcak suya 20g. Mersin yaprağı konup 5-10 dakika demlenir ve gün boyu içilir.

250g. servi kozalağı, 250g. pelinotu ve 100g. melisa 2.5lt. alkole konur. Hava almayan bir kapta 45 gün bekletilir ve günde 3 üğün, aç karna, 1 kahve fincanı suya 8-10 damla damlatılarak içilir.

UYARI: Doktor tavsiyesi olmadan ve bilinçsizce kullanım yarardan çok zarar getirir.

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

TARIM

8/2/2006 (Kategori: Belirtilmemiş)

TARIM

İnsanların  toprağı işleyerek ekme ve dikme yoluyla ondan ürün elde etmesi faaliyetine  tarım denir.

Türkiye Topraklarından Yaralanma Oranları:

Topraklarımızdan faydalanma oranı daha çok iklim ve yer şekilleri özelliklerine bağlıdır. Ülkemizde yüksek dağlık kesimler geniş alan kaplar. Dik yamaçlar çoktur. Buralarda topraktan faydalanma çok kısıtlıdır. Buna göre ülkemiz arazisinin  % 36 ‘sı ekili-dikili alan, % 32’si çayır ve otlak,  % 26 ‘sı orman ve % 6’sı diğer alanlar (yerleşim birimleri , tarıma elverişsiz çıplak kayalıklar gibi) dır.

 Not: Tarımdaki makinalaşmanın etkisiyle çayır ve otlakların alanı   daralırken, tarım alanlarımız genişlemektedir.

Bölge Yüzölçümüne Göre Ekili Dikili Alanların Oranları:

1.      Marmara Bölgesi: %30

2.      İç Anadolu Bölgesi: %27

3.      Ege Bölgesi: %24

4.      G.Doğu Anadolu Bölgesi: %20

5.      Akdeniz Bölgesi: %18

6.      Karadeniz Bölgesi: %16

7.      Doğu Anadolu Bölgesi: %10  

Türkiye’de Tarımı Etkileyen Faktörler:

1.  Sulama: Türkiye tarımında en büyük sorun sulama sorunudur.  Tarımda sulama ihtiyacının en fazla olduğu bölgemiz G.Doğu Anadolu Bölgesi iken , bu sorunun en az olduğu bölgemiz Karadeniz Bölgesidir.

Akarsularımızın derin vadilerden akması ve rejimlerinin düzensiz olmasından dolayı sulamada yeterince faydalanamıyoruz. Bunun için mutlaka akarsular üzerindeki  baraj  sayısı artırılmalıdır.

Sulama Sorunu Çözüldüğünde;

Üretim artar.

Nadas olayı ortadan kalkar.

Tarımda iklime bağlılık büyük oranda azalır.

Üretimde süreklilik sağlanır.

Üretim dalgalanmaları önlenir.

Daha önce sebze tarımı yapılmayan bir yerde sebze tarımı da yapılmaya başlanır.

Tarım ürün çeşidi artar.

Köyden Kente göçler azalır.  Yılda birden fazla ürün alınabilir. Bu konuda en şanslı bölgemiz  Akdeniz, en şanssız bölgemiz  Doğu Anadolu Bölgesidir

2.Gübre Kullanımı: Tarımda sulama sorunu çözüldükten sonra üretimi daha da artırmak için gübre kullanımı artırılmalıdır.

Ülkemizde hayvancılığın gelişmiş olması tabii gübre imkanını oluşturmaktadır. Ancak yurdumuzda tabii gübrenin yakacak olarak kullanılması bu olumlu durumu ortadan kaldırmaktadır. Ülkemizde üretilen suni gübre yeterli olmadığı için ithal (Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerden) etmekteyiz. Bu da maliyeti artırdığından çiftçilerimiz yeterince  gübre kullanamamaktadır.

Gübre ihtiyacı, tabii gübrenin yakacak olmaktan kurtarılması ve gübre fabrikalarının artırılması ile karşılanabilir.  

3.Tohum Islahı: Sulama ve gübre sorunu çözüldükten sonra verimi daha da artırmak için kaliteli tohum kullanılmalıdır. Ülkemizde kalite tohum üretme konusunda devlet üretme çiftlikleri  ve tohum ıslah istasyonları çalışmalar yapmaktadır. Ancak kaliteli tohum ithali devam etmektedir.

4.Makine Kullanımı: Ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek verim için makine kullanımı şarttır. Ancak makine kullanımı yurdumuzda yeterli ölçüde gelişmemiştir. Sebepleri:  

Makine kullanıma elverişsiz alanların varlığı,

Makine kullanımının ekonomik olmadığı küçül alanların varlığı,

İş gücünün bazı bölgelerde daha ucuz olması,

Makine fiyatlarının çiftçinin alım gücünün üstünde olması

5.Zirai Mücadele: Tarımdaki hastalıkların, yabani otların ve haşerelerin  meydana getireceği üretim düşüklüğünü önlemek için ilaçlı mücadele şarttır. Zirai mücadelede daha çok ilaç kullanılmaktadır.

6.Toprak Bakımı: Tarla yağışlardan önce sürülmeli , yabancı otlardan arındırılmalıdır. Erozyona karşı korunmalıdır.

7.Toprak Analizi: Toprak analizleri ile en iyi verim alınabilecek ürün belirlenir. Ayrıca toprağın ihtiyacı olan mineraller tespit edilerek kullanılacak gübre belirlenir.

8.Destekleme Alımı ve Pazar: Verimi etkilemez. Üretim miktarını etkiler. Çiftçi ürettiği malı pazarda zarar etmeden   satabilmelidir. Çiftçinin elverişsiz piyasa şartlarından olumsuz etkilenmemesi için devlet bazı ürünlerde destekleme alımı yapmaktadır (Destekleme alımı: Devletin çiftçinin malını belirli bir taban fiyat üzerinden alması olayıdır.)  Destekleme alımı yapılan ürünler: Pamuk, tütün (2002 yılından itibaren kaldırıldı), Ş.Pancarı, buğday,çay, fındık, K.Üzüm, K.İncir, K.Kayısı, Haşhaş gibi dayanıklı ve sanayiye dayalı ürünlerdir.

***Destekleme alımı yapılan ürünlerin üretiminde dalgalanmalar az olur ve fiyatı sürekli   artar.  

9 Çiftçi eğitilmeli ve kredi desteği sağlanmalıdır.

TARIM İŞLEME METODLARI

1. İntansif (Modern-Yoğun) Tarım Metodu: Nüfusa göre ekili dikili alanların sınırlı olduğu ülkelerde uygulanır. Birim alandan alınan verim çok yüksektir. Ör. Hollanda, Danimarka, Japonya, İsveç ve İsrail gibi ülkelerde bu tür tarım metodu uygulanmaktadır. Yurdumuzda ise Akdeniz ve Ege Bölgelerinde uygulanan seracılık faaliyetleri intansif tarım metoduna örnektir.

2. Ekstansif (ilkel-Kaba-Yaygın ) Tarım Metodu: Nüfusa göre tarım alanlarının fazla olduğu ülkelerde uygulanan tarım metodudur. Birim alandan alınan verim düşüktür. Üretim miktarında iklimin etkisi vardır. Yurdumuzda uygulanan tarım metodu genelde bu şekildedir.

Not: İntansif tarım metodu ile ekstansif tarım metodu arasındaki en önemli fark birim alandan alınan verimdir.

3. Nadas Tarım Metodu: Verimi en düşük tarım medodudur. Tamamen iklime bağlılık gösterir. Yağışın az, sulamanın yetersiz olduğu alanlarda uygulanır. Türkiye'de nadas tarımının en fazla uygulandığı bölge İç Anadolu Bölgesidir. Nadas olayı en az Karadeniz bölgesinde uygulanır.

Nadas, toprağın  su ve mineral kazanmasını sağlamak amacıyla boş bırakılmasıdır.

4. Plantasyon Tarım Metodu: Tropikal kuşakta ticari amaçla çok geniş alanlarda bir veya bir kaç çeşit ürün yetiştirmeye dayalı tarım metodudur. Ör: Brezilya'da; çay, kahve ve muz, Seylan (Srilenka)'da; çay , Malezya'da; kauçuk gibi.

TARIMI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

iklim (Sıcaklık, Yağış miktarı, Yağış rejimi)

Yükselti (Sıcaklığı etkilediği için)

Denize göre konum (iklimi etkilediği için ) :Yağış isteği fazla olan ve düşük kış sıcaklıklarına karşı dayanıksız bitkiler deniz etkisindeki yerlerde yetişir.

Toprak şartları

Beşeri faktörler

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

« Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa»